Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,30 / Satış: 8,34
€ EURO → Alış: 9,69 / Satış: 9,73

Zafer Haftası ve Atatürk’ün Büyüklüğü

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 28.08.2020
  • 403 kez okundu

Ağustos ayının Türk tarihinde ayrı bir yeri ve önemi vardır.

26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan’la Türklüğe açılan ve aradan geçen yüzyıllar içinde yurdumuz olan Anadolu, 20. yüzyılın başında işgal edilmek istenmiş; Büyük Komutan Mustafa Kemal Paşa’nın eşsiz dehası sayesinde, 26 Ağustos
1922’de başlayan Büyük Taarruz sonucunda ve 30 Ağustos’ta ulaşılan zafer ile bu kabul edilemez durum engellenmiştir.

Mustafa Kemal Paşa komutasında Türk ordusunun zaferi ile sonuçlanan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi, dünya savaş tarihinin en büyük kahramanlık destanlarından biri olarak tarihe geçti.

Dünyanın imrendiği, en büyük askeri dehası olarak kabul edilen Ulu Önder Atatürk’ün aylar öncesinden hazırladığı bir strateji ile kazanılan 30 Ağustos zaferi, bitmiş kabul edilen bir milletin yeniden diriliş öyküsüdür.

Her Türk evladı, Milli kurtuluş savaşı öncesi memleketimizde, yüzyıllardan beri istiklalden ve istikbalden mahrum kaldıklarını öğrenmelidir.

Bu mahrumiyete sebebiyet verenleri iyice bellemelerinin önemini kavramalıdırlar.

İstiklal ve istikbal mücadelesine başlarını koyanlar, dünyada eşi benzeri olmayan ateşten gömlek giyerek; Türk insanının sadece fiziki bağımsızlığını değil aynı zamanda haysiyet ve şerefini de kurtarmıştır.

Bu kurtarış, sıradan hayalci bir maceranın numunesiyle elde edilmedi. Tesadüflerin silsilesiyle gelinmedi. Talihin yaverliği ile kazanılmadı.

Vatanı namus , istiklali şeref, milleti efendi kabul gören Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarının üstün meziyet, engin feraset ve büyük cesaret ile mayalanan muharebeleriyle kazanıldı.

Tarihi olayları kısaca göz önüne getirin: Osmanlı imparatorluğu yüzyıllardır savaşmış, yenilmiş. Her yenilgi sonunda hem toprak kaybetmiş hem de onurunu yitirmiş. Nihayetinde son vatan toprağı da işgal edilmiş.

Padişah kendi tahtının derdine düşmüş. Memleket ve tebaasını umursamayan tavır içinde. İhtilaf devletlerinin elçilerinin adeta emir subayı gibi ne talep edilirse yerine getiriyor.

Halk, fakru zaruret içinde yorgun, bezgin ve aç, biilaç vaziyette.

Ordu yok, silah yok, para yok.

Bu ahval ve şerait içerisinde Mustafa Kemal Paşa bağımsızlığa giden yolun meşalesini bir avuç silah arkadaşlarıyla dünyaya meydan okuyarak yakıyor. Anadolu’yu arşınlıyor. Kuvayı milliye kuruyor ve bu kuvvayı milliye ile birlikte destan yazıyordu.

Ve 1922 yılı Ağustos ayına gelindiğinde . Ülke Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın son aşamasında. Birinci, İkinci İnönü ve Sakarya Savaşları’ndan zaferle çıkılmış. Fakat özellikle İngilizlerin sürekli desteğini alan Yunanlılar hala Ankara’yı ele geçirme hülyalarından vazgeçmemişlerdi.

Ama Türklerin eski savaşçı ruhu canlanmış. Başlarında tarihin seyrini değiştiren Kahramanlar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa var. Türk ulusu son dört yıldır düşmana son darbeyi vurmak için hazırlanıyor. Kurtuluş için savaşa ve bu sonuca gidici saldırıya hazır cefakar Türk milleti.

Anadolu’nun cefakar insanı, en başta kadınlarıyla yememiş, içmemiş, bütün varlığıyla, canla, başla çalışmış ve orduyu bugüne hazırlamış.

Tarih 26 Ağustos sabahı saat 05:30’u kaydediyor. Gazi Mustafa Kemal artık paşalarıyla Kocatepe’dedir. Büyük Taarruz bütün görkemiyle başlatılmıştır. Atatürk yalnız Kocatepe’de değil, sonuna kadar savaş meydanlarındadır.

Her şey o kadar gizlilik içinde gerçekleştirilmişti ki 26 Ağustos sabahı gürleyen Türk toplarının sesleriyle uyanan Yunan askerleri neye uğradıklarının farkına varmadılar bile. Sabah saat 09:30’da öngörülen tepelerden ikisi dışında hepsi ele geçirilmişti. Tam bir yıldırım harekatı söz konusu idi. Süvari birliklerin saldırısıyla Yunan ordusu çil yavrusu gibi dağıldı.

Gazi Paşa, 30 Ağustos 1922’de sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin ardından, 1 Eylül 1922’de Büyük Taarruz için Türk ulusunun kaderini değiştiren emrini verir, “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri.

Atatürk’ün Türk ulusu ve ordusuna güvenerek verdiği bu karar, 9 Eylül günü bütün olumsuz koşullara karşın gerçekleştirilmiş, Yunanlılar denize dökülmüş ve onların ağababaları olan Avrupa ülkeleri Türk ulusunun kararlılığı karşısında bükmedikleri eli öpmek zorunda kalmışlarıdır.

Atatürk’ümüzün önderliği, gönlümüzde ve memleketimizin semalarında ebediyete kadar büyük bir saygıyla ve sevgiyle yaşatılmaya devam edecektir.
Milli kurtuluş hareketinin askeri, siyasi eşsiz kahramanına minnetimizi, özlemimizi, şükranımızı başka şekilde ifade edemeyiz.

Bizleri biz yapan Atatürk ve silah arkadaşlarına ve tüm şehitlere Allahtan Rahmet diliyorum.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ